Anasayfa / Röportaj / Röportaj/ŞEF EMİR ERİK “Hedef önce öğren sonra yap, öğret ve en son yönet olmalı.”

Röportaj/ŞEF EMİR ERİK “Hedef önce öğren sonra yap, öğret ve en son yönet olmalı.”

“Genç Şeflerimizi Tanıyalım.” köşesinde bu hafta mesleki tecrübeleri ve genç jenerasyonun yoluna ışık tutar nitelikteki sözleri ile göz dolduran şef Emir Erik’i ağırlıyoruz. Kendisi idol olarak Mahmut Dolmacı ve Ümit Yüksel’i gördüğünden,Türk Mutfak kültürünün tabaklarındaki rolüne,yeni nesil aşçılık hakkındaki kuramlardan,sektörel planlarına kadar birçok ince detayı bizlerle paylaştı. Yapmaktan fazlasıyla keyif aldığım ve oldukça öğretici,yararlı olduğunu düşündüğüm bir röportaj olurken,genç şefimize Haberchef.org olarak teşekkürlerimizi iletiyor,bu akıcı ve son derece faydalı olan röportajı siz Haberchef okurlarının beğenisine sunuyorum.

  • Merhabalar Emir Bey. Bizimle paylaşacağınız düşünceleriniz ve bu röportaj için Haberchef’i tercih etmenizden ötürü, size teşekkürlerimi ileterek başlamak istiyorum. Öncelikle kendinizi tanıtmanızı rica edeceğim. 
  • Merhaba Leyla Hanım. Estağfurullah, ben teşekkür ederim vaktinizi bana ayırdığınız için; röportaj için ise Haberchef’ten ve sizden daha uygun bir tercih olamazdı benim için. Düşüncelerimi sizinle aktardığım için oldukça memnunum. Elbette kendimi tanıtayım: 1989 yılında Cumhuriyet şehri Karabük ili Eskipazar ilçesi Deresoplan köyünde doğdum. İlk okul hayatımı yine burada tamamladım. Liseyi Ankara da bulunan Çankaya İmkb Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesinde mutfak bölümünde tamamladım. Yine üniversiteyi Ankara da Hacettepe Üniversitesinde okudum. 12-13 yıldır çeşitli kısımlarda bu meslekte bu tezgahın başındayım. Şuan Çankaya Belediyesi çağdaş sanatlar merkezi yanında bulunan BORCQA Bistro da mutfak şefi olarak çalışmaktayım.

  • Aşçılık mesleği adeta bir karnaval gibi seyrediyor. Gerek sitemizde röportajlarımızda yer verdiğimiz şeflerimiz, gerek sektörel tanıdıklarımız, arkadaşlarımız.. Hepsinin bu mesleğe giriş hikayesi birbirinden ilginç ve dinlemeye,okumaya değer. Peki ya sizin hikayeniz nedir?
  • Bu mesleğe okuma yazması bile olmayan babaannemin “Bu hayatta insanlar ne yemeden yaşayabilir ne de saçını kestirmeden yaşayabilir.İkisinden birini seç.” sözüyle giriş yaptım. Bir nevi en büyük rol babaannemin diyebiliriz.Okulumla da bu isteğimi destekledim, şuan olduğum yerden oldukça mutluyum.
  • Röportajımızdan önce yaptığımız istişare de mesleki tecrübelerinizden ve bunların size kattıklarından oldukça fazla bahsetmiştik. Genç yaşınıza rağmen, çalışma geçmişiniz gerçekten oldukça kayda değer. Takipçilerimiz de bunu okumak isteyecektir diye düşünüyorum. Bize çalışma geçmişinizden ve pozisyonlarınızdan bahsedebilir misiniz?
  •  Çok teşekkür ediyorum. Kariyerim öğrenci olmam nedeniyle stajyer olarak başladı. Antalya Belek Magic Life Waterworld, Antalya Limak Lara Hotel  ve üniversite döneminde Amasra Kirazlar Otel olmak üzere 3 staj yaptım. Sonra tekrar bir sezon Limak Lara otelde çıraklık yaptım,dünya mutfağına bu dönemde merak saldım. Çırak olmam nedeniyle Ankara da küçük ve orta çaplı işletmelerde çalıştım ve askere gittim. Askerliğimi Gaziantep Ordu Evi’nde mutfak sorumlusu çavuş olarak bitirdim. Ankara da tekrar Liva Pastanesi, name of taste, Boteco bistro gibi işletmelerde gelişimimi sürdürdüm. Route, Ankara firmasında ilk Sous chefliği sorumluluğumu aldım. Tekrar kısa bir süre otel tecrübem olsa da tekrar restoranların hareketli dünyasına girdim. Retrox Pup firmasında ilk mutfak chefliğimi aldım,sonrasında Nargilecioğlu Cafe&Bistro’da tekrar mutfak chefliği yaptım. Kısa süreliğine Öküz Ankarada Sous chef olarak çalıştım ve şuanki yerimde mutfak chefi olarak işimi icra etmeye devam ediyorum.
  • Staj dönemleri, ilk iş tecrübeleri, psikolojik bir takım baskılar; mesleğe yeni adım atan her meslektaşımızın hevesinin geçmesinin ve soğumasının en büyük sebebi. Üzücü olan ise son yıllarda bununla çok daha fazla karşılaşmamız. Bu konu hakkında ki düşünceniz nedir? Meslekte ilerlerken zorlandığınız alanları,sizce sektörün gayret gerektiren yönlerini bizimle paylaşabilir misiniz?
  • Bu mesleğin en zor yanı aslında meslektaşlarımız, bu yüzden defalarca bırakmayı düşünen insanlarla bile karşılaştım. Bence en kötü tecrübeleri de staj döneminde yaşadım. Stajyer temizlik yapar, stajyer malzeme taşır, stajyer bir şey bilmez yapamaz düşüncesi.. Evet bir şeyleri bilmez bilse zaten staj yapmaz. Belki de o günlerde aldığım bir karar bu, bütün meslek hayatımda yanımda staj yapan öğrencilere en iyiyi öğrettim ve gelişimlerini sağladım. Onların yaptıkları ve aldıkları ödüller her daim gurur sebebimdi.
     Görüntünün olası içeriği: 2 kişi
  • Sektörde bugüne baktığımızda, aynı çatı altında birçok branşı, birçok aşçıyı,sektörel bireyi toplayan oldukça fazla dernek görüyoruz. Kimine göre bu dernekler vazgeçilmez değil,kimine göre ise piyasada çalışan her şefin, bağlı bulunması gereken bir dernek olmalı. Sizin bu konuda ki fikrinizi ve elbette ki bağlı bulunduğunuz bir dernek olup olmadığını merak ediyorum.
  • TAŞPAKON bünyesinde bulunan ANPADER derneğine üyeyim. Başkanımız Mahmut DOLMACI mesleki bilgisi ve insanlığı ile bile sadece eli öpülesi insan diyebilirim başka kelime bulamıyorum zaten, herkesin baba dediği ve bütün camianın tanıdığı bir insan. Bir sürü şey söylenebilir elbet hatalar,yanlışlar ve güzellikler mutlaka vardır dernekler konusunda. Ama ben sadece bir konuda çok kısa bir şey söylemek isterim. Buda bir hayalimdir, TAŞPAKON’a bağlı kendi memleketime yani müze kent Safranbolu ya bir dernek kurmak ve Türkiye de ki, dünyadaki bütün şefleri buranın güzellikleriyle dolu bir yarışmada bir araya getirmek…
  • Şov haline dönüşen bir gastronomi bakış açısı mevcut. Dergiler,TV programları,söyleşiler.. Bu da günden güne mesleğe dahil olan öğrenci sayısını, aday sayısını arttırıyor. Genç jenerasyona bakış açınız nedir? Gidilen yolu doğru buluyor musunuz?
  • Araştırmayan hazırcı, hızlı yükselen hem ustalarının hakettiği paraları dibe çeken, hemde kendi geleceklerini baltalayan bir nesil var aramızda fikrimce. Kesinlikle herkes için söylemiyorum bunu ama malesef jenerasyonda böyle bir yapı ve tutku var. Halbuki hedef önce öğren sonra yap, öğret ve en son yönet olmalı.
  • Günden güne daha çok tartışma konusu olan bir konu da eğitim. Eğitimli şefler de var, bunun yanında hiç eğitim almadan çekirdekten yetişmiş ve alanının en iyilerinden olan saygıdeğer şeflerimizin sayısı da yadsınamaz bir şekilde çok. Eğitim sizce gerçekten gerekli mi?
  • Evet, her meslekte olduğu gibi bu meslekte de gereklidir. Bu soruyu sorduğunuz anda Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözü geldi aklıma “Bu millete her şeyi öğrettim fakat uşaklığı öğretemedim.” demiştir. İşte tamda bu yüzden bu meslekte uşak olmak yerine efendi yani şef olmak için eğitim hatta dahada önemlisi iyi eğitim gereklidir.
  • Kılavuz değeri taşıması açısından: Bir çok bölgede çalışmış bir şef olarak gelişim yönünden önerebileceğiniz mutfak türleri ve otel-restoran bölgeleri nelerdir?
  • Öncelikle öğrenmek için bölge ve yer gerekmez bilgi her yerdedir. Ben maydanoz ayıklamayı bulaşıkçı dan öğrendim. Ama kesin cevap vermek gerekirse her insan geniş ufuklu denizlerde yüzmeli yani yurt dışı hedefi olmalı. Türkiye de ise İstanbul kesinlikle bu mesleğin başkenti.
  • Epey fazla işletmede çalışmış,oldukça çeşitli tabaklar görmüş bir şef olarak Türk mutfak kültürüne bakış açınız nedir? Verilmesi gereken değerin verildiğini düşünüyor musunuz? 
  • Türk mutfağı benim en büyük  düşümün ilham kaynağı. Türk yemeklerinin modernize edilmiş hallerini sunabileceğim bir menü ve konsept ile yer açmak işletmek, gelişmesine yardımcı olmakla beraber, unutulmasına engel olmak en büyük temennim. Çalışmasını yıllardır yapıyor, araştırıyorum ve reçetelendiriyorum. Yabancı mutfaklara karşı aşırı ilgim yok dünyadaki gelişmeleri takip etsem de Türk mutfağı tabaklarımın temelini oluşturuyor.
    Daha önce genç nesile bakış açınızı sormuştum şimdi ise eksik gördüğünüz yanları ve tabiki kişisel düşüncelerinizi baz alarak adaylara tavsiyelerinizi almak ve röportajı bitirmek istiyorum.Tekrar teşekkürler.
    Kesinlikle yeniliğe açık, araştırmacı ve yaşı kaç olursa olsun öğrenmeyi bırakmayan bir yapıya bürünmeli adaylar. Temellerine bağlı saygılı olmalılar. Bu meslek bir ustamın dediği gibi eskiden hamallık idi şimdi ise hayranlık oldu. Umarım bu durum düzelir ve aşçılık mesleği Türkiye de tüm gücüyle kendini gösterir. Ben teşekkür ediyorum. Yararlı olduysam ne mutlu. İyi çalışmalar diliyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir